Sitemize üye iseniz
aşağıdaki formu kullanınız.
Üyeliğiniz yoksa yeni üyelik kaydı yapınız

Şifremi unuttum               Aktivasyon emaili
Email adresiniz Şifreniz
27 Kasım 2014
Kocaeli / C Değiştir

ERTUĞRUL DURSUN ÖNKUZU KİMDİR

Dursun Önkuzu… Türkiye’mizin yağmur bölgesi Karadeniz’in küçük ve şirin memleketi Tokat’ın Zile ilçesinde dünyaya gelmiştir. Bir Türk gibi yaşamış, bir Türk gibi dünyevi hayatını devam ettirmiş ama insanlıktan bihaber insan adı verilen insan müsvettelerinin uygun gördüğü şekilde şehadet şerbetini içmiştir. Şerbet evet şerbet ama kızılcık şerbeti… 3 gün boyunca işkence görür, ciğerlerine hava basılır, ölmeyince 4. kattan aşağı atılır.

09 Nisan 2012 Pazartesi 20:24
ERTUĞRUL DURSUN ÖNKUZU KİMDİR
Okunma sayısı: 5033

23.11.2008
Adı: Dursun

 

Soyadı: Önkuzu

 

Doğum Yeri: Tokat Zile

 

Ölüm Nedeni: Ülkücü Olmak

 

Ölüm Şekli: İdamdan Beter

 

Şehadeti: 23 Kasım 1970

 

Önkuzu hey! Önkuzu hey!
Önde gider Önkuzu
Bu bayrak düşmez
Ölmedikçe son kuzu…

 

Dursun Önkuzu… Türkiye’mizin yağmur bölgesi Karadeniz’in küçük ve şirin memleketi Tokat’ın Zile ilçesinde dünyaya gelmiştir. Bir Türk gibi yaşamış, bir Türk gibi dünyevi hayatını devam ettirmiş ama insanlıktan bihaber insan adı verilen insan müsvettelerinin uygun gördüğü şekilde şehadet şerbetini içmiştir. Şerbet evet şerbet ama kızılcık şerbeti… 3 gün boyunca işkence görür, ciğerlerine hava basılır, ölmeyince 4. kattan aşağı atılır.

 

Rahmetli Önkuzu daha ortaokul sıralarındayken ülkücü hareketin ön saflarında yer aldı. İlk başlarda Ülkü Ocakları Derneği’ne gidiyordu. Küçücük bir gruptular ama zamanla bir çığ gibi büyüdüler ve çoğaldılar. Ailesinden özellikle babasından çok kez ikaz almasına rağmen O, ülkücü hareketi hiçbir zaman bırakmamış, vatan ve millet sevgisini yitirmemişti. O, ülkücü çocukları yetiştirmek, geliştirmek, milli ve manevi değerlerimizi kaybetmemeleri için çalışmalar yapmaya, seminerler vermeye özen gösterirdi. Mahcup, utangaç ve az konuşan kimliği ile tanınırdı. Okumayı çok severdi. Bir kütüphane yapmak, bunu ülkücü gençlerin hizmetine sunmak en büyük isteklerinden biriydi. Judo öğrenmişti ve sık sık antrenman yapardı. Dini hayatına çok büyük önem verir, namazlarını düzenli olarak kılmaya özen gösterirdi. Dini açıdan en büyük destekçisi Müftü Ali Efendi idi. Sık sık bir araya gelerek dini konularda konuşurlardı.

 

Üniversite hayatına ise İstanbul Yıldız Teknik Üniversitesinde başlamış, kayıt yaptırmış ama komünistlerin yoğun baskısı nedeniyle kaydını Ankara Erkek Teknik Yüksek Öğretmen Okuluna aldırmıştır. Fakat kader işte, nereye gidersen git seni elbet bulacaktır.

 

Ve tarih 22 Kasım 1970

 

Ülkücü Dursun Önkuzu 4. katta sıkıştırılmış, insanlık dışı davranışlara maruz kalmıştır. 3 gün boyunca aç, susuz kalmış ve işkence görmüştür. Ve en sonunda ciğerlerine hava basılmış, ölmemiş, bu kez de 4. Kattan aşağı atılmıştır.

 

Selahattin Ulubaş’ın diliyle Dursun Önkuzu’nun şahadeti:

 

1970 yılı ülkücü hareketin en zor dönemlerindendi. Hareket günden güne gelişiyor bunu gören kızıllar ise saldırılarını arttırıyordu. İşte Dursun’da bu dönemlerde Ankara Teknik Yüksek Öğretmen Okulunda okumaktadır. Saldırıların artması sonucu bir ara Zile’ye gelmiş ama duramayarak ertesi gün Ankara’ya dönmüştür.

 

23 Kasım günü Dursun’un şahadet haberinin ilçeye gelmesiyle yıkıldık. Dursun, komünistlerin okulu işgal etmesi üzerine 2 arkadaşıyla birlikte rehin alınmış aç ve susuz kalmıştır. 3 gün boyunca gördüğü işkence sonunda ciğerlerine hava basılmak suretiyle öldürülmek istenmiş ama ölmemiştir. Artık öldürmenin çaresini 4. kattan aşağı atmakta bulan komünistler rahmetli Dursun Önkuzu’yu 4. kattan aşağı atmışlardır. Şahadetin ardından cenazenin başında nöbet tutan ülkücüler tutuklanırken kızıllara ses çıkarılmamıştır. Ayrıca şahadet haberine basın kuruluşları da önemli derecede ilgi göstermişlerdir. Ülkücü kuruluşlar hem komünist devlet düşmanlarının hem de polisin akıl almaz tutumunu bildiri ve protesto gösterileriyle kınamışlardır.

 

Olayın acısını ve büyüklüğünü rahmetli Dursun Önkuzu’nun babası Abdullah Önkuzu’nun o günlerde devrin yöneticilerine çektiği telgraf özetlemektedir.

 

“Oğlum Türk milliyetçisiydi, ama bunun karşılığında ihanet gördü. Polis, oğlumun cenazesini Gülveren civarında kaçırmış, üstelik bunu bomba kullanarak yapmıştır. Arkadaşları onu son yolculuğuna taşırken bu engellenmiştir. Oğlumu son kez koklatmadılar bana, oğlumun naşını istiyor, katillerinin de bir an önce bulunmasını istiyorum”

 

Kelimelerin kifayetsiz kaldığı bir noktada söylenecek ne var bir ayet, bir şiirden başka;

 

“İnna Lillahi Ve İnna İleyhi Raci'un”

 

Kuzular koç olacak
Toy, düğün, göç olacak
Bu yıl ki kuzuların
Adları “öç” olacak
 
 

Üye olmayan okurlarımızın yorumları "Misafir" kullanıcı adıyla yayınlanmaktadır.

Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!

   
Henüz yorum eklenmemiş
İlk yorumu siz ekleyin
gebze